11 Nisan 2012 Çarşamba

İspanya 3 - Cabo de Gata

Cabo de Gata

O gün otelden çıktık ve yollara düştük. Rehber kitabımızın tavsiyesine uyarak yolumuzu yaklaşık 50 km uzatarak çok harika bir volkanik oluşum dedikleri Gredas de Bolnuevo'ya gittik. Burası bildiğimiz deniz kıyısı bir kasabanın yanında komik denecek bir şey. Yani bizim peri bacalarını biliyorsanız onun sadece bir tanesini, o da kötü bir tanesini alıp oraya koymuşlar gibi. Gitmeye hiç gerek yok yani.
Gredas de Bolnuevo
Oradan Cabo de Gata sahiline gittik. Okuduklarımızdan hayalimizde ıssız, sessiz bir cennet köşesi görebileceğimizi sanıyorduk. Ancak inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Zaten sahile kadar araba ile gidemedik. Ancak bu bizim hatamız. Sanırım bir yanlış anlama sonucu toprak yoldan araba ile gidilemeyeceğini sandık. Ya otobüs ile ya da yürüyerek gidilebiliyor. Biz yürüyerek gittik. Çok zor değildi. Ancak o günkü maceramızın da başlangıcı oldu.
Cabo de Gata
Cabo de Gata uzun ve geniş bir kumsal. Hiçbir tesis yok. Bu açıdan bakıldığında iyi mi kötü mü karar veremedim. Ama ne biliyim insan bir şezlong bir şemsiye ihtiyacı hissediyor. Deniz dalgalı ancak tertemiz. Çünkü çevrede denizi kirletebilecek hiç bir şey yok. Bu İspanya için çok değişik; çünkü ülkenin bütün kıyıları betonlaşmadan oldukça nasibini almış.
Ve dikkat!!! Birden karşınıza çıplaklar çıkıyor. Şok. Üstsüz filan değil; gerçek çıplak. Kadınlı erkekli bir sürü . Herkes değil ancak azımsanmayacak kadar da çoklar. Bir süre sonra alışıyorsunuz :) 
Maceramız ise hadi şu tepenin arkasındaki koya gidelim demekle başladı. Başladık yürümeye. Bir süre sonra uçurumun dibinden bir patikada yürür bulduk kendimizi. Geri dönsek mi ileri gitsek mi derken hadi biraz daha diye diye ödümüz kopa kopa bir koya geldik. Ancak küçücük bir yer ve sadece iki çift (tabii ki çıplak) var. Biz ise yanıbaşımızda 8 yaşında bir çocuk ful bikini ve mayolarla oldukça garip geldik onlara. Ancak medeniyet hak getire... Ne bir yol ne de telefon sinyali. Artık yapacak bir şey yok. Biz orada kaldık Cenk tepeyi tırmanıp yol bulmaya çalıştı. Aramızda bir işaret dili oluşturduk. Şöyle yapınca gel. Böyle yapınca kal diye. Suyumuzu filan paylaşıp gönderdik Cenki. Yaklaşık yarım saat sonra gel işaretini tepeden görünce biz de yavaş yavaş çıkmaya başladık. Yukarı çıktığımızda tek yapabileceğimiz şeyin tekrar başladığımız yere dönmek olduğunu anladık. Ancak bu sefer uçurumdan değil tepelerden gittiğimiz için daha rahattı. O gün bir ayda bronzlaşacağımızdan 3 kat daha fazla karardık. Resmen karardık :))
Yolun Başlangıcı

Yüzenlere dikkat :))


1 yorum: