20 Mart 2012 Salı

İspanya - 1 - Valencia

İspanya :

Şu ana kadar yaptığım seyahatlerde en çok eğlendiğim yer. İnsanın hiç yabancılık çekmediği, kendini oldukça rahat hissettiği bir ülke İspanya. Leyiflerine düşkün insanlar. Gece yarılarına kadar yaşayan şehirler. Kahvaltısız ancak gece 10'da deli gibi yenen yemekler. Devamlı ne yesek, nerede bir şeyler içsek, nerede arkadaşlarla buluşsak derdinde ispanyollar. Madrid'de yürürken iki turist kızın konuşması tam olarak bir anafikir. Bu ispanyolların tek yaptığı içmek, içmek, konuşmak, konuşmak. İspanyollar o kadar hızlı konuşuyor ki inanılmaz. Birbirlerine cevap verme süreleri de çok kısa. Örneğin bir ingiliz cevap vermek için 10 sn. beklerken bir ispanyolda bu 1-2 saniyelere düşüyor. Bu arada biz türkler de hiç fena değiliz. 3-4 saniye bizimki de.

Bu seyahatimizde ülkenin yaklaşık 2/3 ünü gezebildik. Hiç sıkılmadım. Hiç yorulmadım ve Madrid'e bayıldım. Bir şehirde yaşayacak isem orası Madrid olabilir. Tek eksiği deniz yok :(

Valencia

Valencia Müze
İstanbul Atatürk Havalimanından THY uçağı ile Valencia'ya geldik. Taksiye binip otelimize geçtik. Otelimiz Valencia'nın merkezinde idi. Modern bir otel. En güzel tarafı adımınızı otelden dışarı attığınız anda yürüyerek şehri dolaşabiliyorsunuz. Hemen kapının önünde cafeler, barlar yemek yenecek mekanlar.
Valencia - Ayre Hotel Astoria Palace

Birinci gün dinlenip, şehir turu yaptıktan sonra 2. gün sabahtan Central Mercado'ya gittik. Burası sabah saatlerinde açılıp öğlen gibi kapanıyor. Çok düzenli ve temiz. Deniz mahsulleri çeşit çeşit. Hiç bu kadar çok karides ve midye çeşidi görmemiştim.
Mercado Central
Valencia'nın kendine has bir içeceği var. Horchata. Öğütülmüş badem, susam, pirinç, arpa ve yer fıstığından yapılan süte benzeyen soğuk içilen bir içecek Valencia'da her yerde seyyar ya da dükkan halinde horchata  sattılan yerleri görebilirsiniz.
Horcheteria El Siglo - 1836'dan beri dünyanın en iyi horchatasını yaptıklarını söylüyorlar.
Buradan oyuncak asker müzesine geçtik. Çook güzeldi. Sanırım binlerce küçük el yapımı askerler, oyuncaklar vardı. Tam Karya'ya göreydi. Eğer çocuğunuz var ise burayı sakın pas geçmeyin.
Valencia - Oyuncak Asker Müzesi
Öğleden sonra  Ciudad de Las Artes y Las Ciencias'a gittik. İçinden çok dışı güzel. Değişik mimaride binalar havuzların içinde yer alıyor. İçinde'de bilim müzesi, sanat galerisi ve akvaryum bulunmakta.


Gezebildiğimiz kadar gezdikten sonra hadiii plaja. Akdeniz kenarında yer alan Valencia'da kumsal göz alabildiğine uzanıyor ve harika incelikte. Ancak deniz biraz sıcak. Eh işte Akdeniz :)
Valencia'nın altın kumlu plajı
Daha sonraki gün Hertz'den arabamızı kiraladık. Bu ülkedeki en önemli problemlerden biri pek ingilizce konuşan yok. Starbucks'da bir turistin çalışana sarıldığını biliyorum ingilizce anlaşabildiği için. Çat pat ispanyolcamızla Hertz'den araba kiralarken adam Valencia adresimizi sordu. İspanyolcamız ona göre oldukça yeterli gelmiş yani. Anlaşılması çok kolay insanlar ispanyollar. Yani vücut dillerimiz birbirine çok yakın.
Hadii arabayı aldık doğru Sagunto'ya. Sagunto Valencia'nın dışında bir kale. Daha sonra anlıyoruz ki İspanya'da kale bolluğu var ve pek çoğu bozulmamış. Buraları gezdikten sonra araba aldık iyi de nasıl gidicez  hadi bir de gps alalım dedik. İyi ki de dedik. Yoksa hayatta bir yerden bir yere gidemezdik.
Ertesi gün otelden ayrılıp Elche'ye geçeceğiz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder