Kerala
Aurangabad 'dan hareketle ilk önce Mumbai oradan da Thrivandarum'a aktarmalı uçakla ulaştık. Bölgenin üzerinde uçarken kilometrelerce alanın hindistan cevizi ile kaplı olduğunu daha iyi görüyorsunuz. Daha sonradan oranın bir yerlisinden öğrendiğimiz üzere buranın eski adı Keralam imiş kera hindistan cevizi la ise ülke anlamına geliyormuş. Yani hindistan cevizi ülkesi. Hindistan eyaletlere bölünmüş durumda. Her eyaletin yönetim biçimi de değişik. Kerala eyaleti yıllardır. komünizm ile yönetiliyor. Yollarda yaklaşık 5 metrede bir kırmızılı orak çekiç bayrağı görüyorsunuz. Ayrıca burada sanki bir düzen, temizlik hakim. Evler daha çok villa cinsi ve bakımlı. Daha sonradan araştırmalarımızdan öğrendiğimiz kadarı ile buranın yönetimi özellikle eğitime çok önem veriyorlarmış. Okuma yazma ıranı %90'lara çıkmış durumda ki bu ülkenin kat be kat üzerinde. Ancak bu sefer de problem bu kadar eğitimli insana düzgün iş bulmakta ortaya çıkıyor. O yüzden ne kadar üzücü de olsa en fazla intihar oranı da bu bölgede imiş. Okumuş gençler umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlarmış.
Havaalanından taksiye binip epey uzaktaki Paravur bölgesindeki otelimize geldik. Bu otelimiz konum olarak çok güzel bir yerde idi. Kerala bölgesi denizin yüzlerce kilometre boyunca karanın içine girdiği bir bölge. Haritasını bulabilirsem daha iyi anlatabileceğim sanırım.
Bu sadece bir kentin haritası. Bütün bölge bu şekilde deniz içlere girmiş durumda. Bu sayede çok hoş manzaralarla karşılaşabiliyorsunuz. Sonuç olarak otelimiz denizden oldukça uzak olmasına rağmen sanki göl kenarında hissi yaratan bir yerde. Ancak ulaşımı inanılmaz zor oldu. Sanırım hizmet sektörü bu bölgede tüm Hindistan'dan daha da geride olduğu için otel ile epey sorun yaşadık. Zaman kavramları hiç yoktu. Saatlerce önceden arayıp araç istememize rağmen saatinden bir saat sonra bile aracı bulamıyorduk. Bungalowlarda kaldık. Ben şahsen çok beğenmedim. İçeride yoğun bir küf kokusu vardı. Ancak bütün bu olumsuzlukları unutturan bir bahçeye sahipti otelimiz. Otelin adı Aquaserene idi.
İlk gün epey bir gecikme ve kendi çabamızla en yakın şehir merkezi olan (ki yaklaşık 30 km) Kollam'a gittik. Orada amacımız bu deniz kanallarından geçerek yapılan tura katılmak için bilet almaktı. Ancak o kadar geciktik ki bilet alamadık. Ancak detayları öğrenebildik. Kollam'da nerede ise tek yemek yenecek yer bir otelin restoranı. Nani Hotel restoranı. Kerala'da kaldığımız süre içerisinde tüm yemeklerimizi burada yedik.
Ertesi gün sabah erkenden tekrar Kollam'a gidip nehir turuna katıldık. Burada bu gezileri özellikle DTPC denen devlet kurumu yapıyor ve oldukça organizeler. Kano turu için ilk önce yarım saat ile kırkbeş dakika arası minübüsle karadan gidiyorsunuz. Daha sonra Munroe Island denilen yere geliyorsunuz. Adının ada olduğuna bakmayın. Çevresi sadece 1-2 metre genişliğinde kanallarla çevrili bir bölge burası. Burada kanolara aktarıldık. Bizim kanoda biz en arkada oturduğumuz için uzun çubuklarla hem kanoyu idare eden hem de bize çevreyi tanıtan kişi ile bol bol sohbet edebildik. Bize ağaçları, meyvelerini, hindistan cevizinden nasıl yararlandıklarını (heryerini kullanıyorlar: yağını, sütünü, lifini ip yapmak için, ağacı kereste için) ve ada yaşamını anlattılar. Bazı yerlerde tarlalar gibi su tarlaları vardı ve üzerleri bir tül gibi bir şeyle kaplıydı. Buraların karides çiftlikleri olduğunu öğrendik. Bazı alanlarda bu suların üzerleri olduğu gibi nilüferlerle kaplanmıştı. Çok hoş ve keyifli bir yolculuktu.
Ertesi gün güneydeki Varkala Beach'e gitmeye karar verdik. Varkala'ya geldiğimizde çok güzel bir kumsalla karşılaştık. Ancak nerede ise hiç bir Hintli denize girmiyor sadece ya denize ya da turistlere bakıyorlar. Burası garip bir şekilde dalgalı bir yer ancak dalgalar düz de değil. Sizi alıp 5-6 metre uzağa fırlatıyorlar. O zaman neden denize girmediklerini anlıyorsunuz. Varkala sahilden merdivenlerle restoran ve cafelerin olduğu kısma çıkıyorsunuz. Burası Hindistan da şimdiye kadar gördüğüm en güzel turistik yerlerden biri. Sonradan göreceğim üzere hatta en güzeli imiş. Eğer Hindistan'da bir deniz tatili de yapmak istiyorsanız burada 2-3 günlük bir mola size çok iyi gelecektir. Restoranların nerede ise hepsi temiz ve güzel gözüküyor. Buraya kadar gelmişken biraz deniz ürünleri yiyelim dedik ve ülkemizdeki fiyatın nerede ise onda birine çok güzel bir yemek yedik. Burada yer alan küçük otel ve bungalovlar da oldukça eğlenceli gözüküyor. Burada kalamadığımıza pişman olduk. Umarım siz kalırsınız.
Aurangabad 'dan hareketle ilk önce Mumbai oradan da Thrivandarum'a aktarmalı uçakla ulaştık. Bölgenin üzerinde uçarken kilometrelerce alanın hindistan cevizi ile kaplı olduğunu daha iyi görüyorsunuz. Daha sonradan oranın bir yerlisinden öğrendiğimiz üzere buranın eski adı Keralam imiş kera hindistan cevizi la ise ülke anlamına geliyormuş. Yani hindistan cevizi ülkesi. Hindistan eyaletlere bölünmüş durumda. Her eyaletin yönetim biçimi de değişik. Kerala eyaleti yıllardır. komünizm ile yönetiliyor. Yollarda yaklaşık 5 metrede bir kırmızılı orak çekiç bayrağı görüyorsunuz. Ayrıca burada sanki bir düzen, temizlik hakim. Evler daha çok villa cinsi ve bakımlı. Daha sonradan araştırmalarımızdan öğrendiğimiz kadarı ile buranın yönetimi özellikle eğitime çok önem veriyorlarmış. Okuma yazma ıranı %90'lara çıkmış durumda ki bu ülkenin kat be kat üzerinde. Ancak bu sefer de problem bu kadar eğitimli insana düzgün iş bulmakta ortaya çıkıyor. O yüzden ne kadar üzücü de olsa en fazla intihar oranı da bu bölgede imiş. Okumuş gençler umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlarmış.
Havaalanından taksiye binip epey uzaktaki Paravur bölgesindeki otelimize geldik. Bu otelimiz konum olarak çok güzel bir yerde idi. Kerala bölgesi denizin yüzlerce kilometre boyunca karanın içine girdiği bir bölge. Haritasını bulabilirsem daha iyi anlatabileceğim sanırım.
Bu sadece bir kentin haritası. Bütün bölge bu şekilde deniz içlere girmiş durumda. Bu sayede çok hoş manzaralarla karşılaşabiliyorsunuz. Sonuç olarak otelimiz denizden oldukça uzak olmasına rağmen sanki göl kenarında hissi yaratan bir yerde. Ancak ulaşımı inanılmaz zor oldu. Sanırım hizmet sektörü bu bölgede tüm Hindistan'dan daha da geride olduğu için otel ile epey sorun yaşadık. Zaman kavramları hiç yoktu. Saatlerce önceden arayıp araç istememize rağmen saatinden bir saat sonra bile aracı bulamıyorduk. Bungalowlarda kaldık. Ben şahsen çok beğenmedim. İçeride yoğun bir küf kokusu vardı. Ancak bütün bu olumsuzlukları unutturan bir bahçeye sahipti otelimiz. Otelin adı Aquaserene idi.
![]() |
| Paravur -Aquaserene bahçe |
![]() |
| Paravur - Otelden görünüş |
![]() |
| Paravur - Aquaserene bahçe |
İlk gün epey bir gecikme ve kendi çabamızla en yakın şehir merkezi olan (ki yaklaşık 30 km) Kollam'a gittik. Orada amacımız bu deniz kanallarından geçerek yapılan tura katılmak için bilet almaktı. Ancak o kadar geciktik ki bilet alamadık. Ancak detayları öğrenebildik. Kollam'da nerede ise tek yemek yenecek yer bir otelin restoranı. Nani Hotel restoranı. Kerala'da kaldığımız süre içerisinde tüm yemeklerimizi burada yedik.
Ertesi gün sabah erkenden tekrar Kollam'a gidip nehir turuna katıldık. Burada bu gezileri özellikle DTPC denen devlet kurumu yapıyor ve oldukça organizeler. Kano turu için ilk önce yarım saat ile kırkbeş dakika arası minübüsle karadan gidiyorsunuz. Daha sonra Munroe Island denilen yere geliyorsunuz. Adının ada olduğuna bakmayın. Çevresi sadece 1-2 metre genişliğinde kanallarla çevrili bir bölge burası. Burada kanolara aktarıldık. Bizim kanoda biz en arkada oturduğumuz için uzun çubuklarla hem kanoyu idare eden hem de bize çevreyi tanıtan kişi ile bol bol sohbet edebildik. Bize ağaçları, meyvelerini, hindistan cevizinden nasıl yararlandıklarını (heryerini kullanıyorlar: yağını, sütünü, lifini ip yapmak için, ağacı kereste için) ve ada yaşamını anlattılar. Bazı yerlerde tarlalar gibi su tarlaları vardı ve üzerleri bir tül gibi bir şeyle kaplıydı. Buraların karides çiftlikleri olduğunu öğrendik. Bazı alanlarda bu suların üzerleri olduğu gibi nilüferlerle kaplanmıştı. Çok hoş ve keyifli bir yolculuktu.
![]() |
| Munroe Island Kano Gezisi ve oğluşum |
![]() |
| Karides tarlaları |
![]() |
| Ananas |
Ertesi gün güneydeki Varkala Beach'e gitmeye karar verdik. Varkala'ya geldiğimizde çok güzel bir kumsalla karşılaştık. Ancak nerede ise hiç bir Hintli denize girmiyor sadece ya denize ya da turistlere bakıyorlar. Burası garip bir şekilde dalgalı bir yer ancak dalgalar düz de değil. Sizi alıp 5-6 metre uzağa fırlatıyorlar. O zaman neden denize girmediklerini anlıyorsunuz. Varkala sahilden merdivenlerle restoran ve cafelerin olduğu kısma çıkıyorsunuz. Burası Hindistan da şimdiye kadar gördüğüm en güzel turistik yerlerden biri. Sonradan göreceğim üzere hatta en güzeli imiş. Eğer Hindistan'da bir deniz tatili de yapmak istiyorsanız burada 2-3 günlük bir mola size çok iyi gelecektir. Restoranların nerede ise hepsi temiz ve güzel gözüküyor. Buraya kadar gelmişken biraz deniz ürünleri yiyelim dedik ve ülkemizdeki fiyatın nerede ise onda birine çok güzel bir yemek yedik. Burada yer alan küçük otel ve bungalovlar da oldukça eğlenceli gözüküyor. Burada kalamadığımıza pişman olduk. Umarım siz kalırsınız.
![]() |
| Varkala |
![]() |
| Balık ve Karides Ziyafeti |










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder