9 Eylül 2012 Pazar

Kos - Symi - Rodos

Kos - Symi -Rodos

        
         Sabah saat 9:30 feribotu ile Turgutreis den hareket etmeye çalıştık. Ama başarabilene aşkolsun. İlk önce check in kuyruğuna giriyorsun, daha sonra pasaport kontrol kuyruğuna, ve hepsini güneş altında yapıyorsun. Bu işkence bittikten sonra yaklaşık yarım saat gecikme ile feribota bindik. Feribot balıkçı teknesinden biraz halliceydi. Biz Bodrum ferry den biletlerimizi aldık. Eğer Turkish seaways den alırsanız daha mantıklı araçlarla seyahat edebiliyorsunuz. Ve evet geldik. Nereye geldik. Pasaport çilesi çekmeye. Yaklaşık bir saat süren işlemlerden sonra Kos'a girebildik. İlk önce Symi biletlerimizi aldık. Hemen kalenin yanından çıktıktan sonra yolun karşısında Alphabank'ın yanındaki acenteden biletlerimizi aldık. Meydana doğru ilerleyip daha da içeri girdik. Sabah kahvaltısı için uygun olduğunu düşündüğümüz Crepa Mania 'da bir tatlı ve bir de tuzlu krep yedik. Krepler oldukça doyurucu ve lezzetliydi. Fiyatları da 4-6 € arasında idi. Orada yaklaşık dört saat geçirip 40 € ödeyerek kalktık. Yine limana gidip bu sefer herhangi bir sıra beklemeden Symi feribotuna bindik. Bindiğimiz feribot Dodekanisos seaways e aitti.  Zaten feribotun ismi de 12 adalar demek. Oldukça konforlu araçlar. Yaklaşık 50 dakika süren yolculuktan sonra Simi'ye vardık. Çok şirin evler yamaçlara yaslanmis. Evlerin renkleri oldukça güzel. Pastel tonlara boyanmış. Otelimiz bulduk. Hotel Nerius hemen limanın yanında. Oda temiz, banyo yeni yeter bir yer. Kahvaltı dahil 75€ ya kaldık. Dusumuzu aldıktan sonra şehri gezmeye çıktık. Küçük trenlerle yaptığımız küçücük bir Simi turundan sonra Figen Batur'dan okuduğumuz Mylopetra restoranına gittik. Her şey mükemmeldi. Ancak fiyatlar da hiç ucuz değildi. Başlangıçlar 20-30€ ana yemekler 40-60€ arasında değişiyor. Ancak porsiyonlar büyük ve lezzetler inanılmaz. Özellikle tatlı olarak Sicilya usulü limonlu tart inanılmaz. İsteyenler klasik taverna eğlencesi için Manos'u tercih edebilirler.
Symi

Mylopetra
Panamitris Kilisesi


          Dönerken meydanda halk oyunları gösterisi vardı. Cakma efeler şeklinde dans ediyorlardi.
Ertesi sabah kahvaltıdan sonra adanın en diğer ucunda bulunan Panamitris kilisesine gitmek üzere dolmuslarin olduğu yere gittiğimizde dolmuşta boş yer olmadığını gördük. Orada bulunan hiçbir ıngilizce kelime bilmeyen bir amca bizi arabasına aldı. Kıvrıla kıvrıla kıvrıla 40 dakika kadar gittikten sonra koya geldik. Burası denizcilerin koruyucu melegi olan Mikail için yapılmış. Küçük, güzel ikonalarla dolu bir kilisesi olan bir manastır kompleksi. Dönerken Rodos'tan gelen büyükçe bir gezi teknesine kişi başı 5€ karşılığında bindik. Bu arada amcaya da gelirken kişi başı 3,75€ vermistik. Amca parayı isterken 15 € yu göstererek anlatabildi. Bu yolculuk da 45 dakika kadar sürdü. Gialos'un tek plajı olan Nos beach de zaman geçirmeye karar verdik. Çünkü Rodos'a gidecek feribotun kalkış saati 17:45 ti.

           Simi de özellikle kızartılmış minicik karidesleri soymadan yiyebilirsiniz. Oldukça da lezzetliler.
Burada bir kaç saat onaylandıktan sonra esyalarimizi alıp limana gittik. Dodekanisos yaklaşık 10 dakika gecikme ile geldi. 45 dakika kadar sonra Rodos taydik. Kolana limanı ana liman olarak kullanılıyor. Epey bir arayıştan sonra oteli bulabildik. Casa Antika kaldığımız otelin adı. Buraya otel denilemez. Apart gibi bir yer. Kapının dış anahtarını da size veriyorlar. Temiz, rahat kullanışlı, yeni şehrin ortasında. Gecelik 90€. Kahvaltılık malzeme dolaba konulmuş durumda. Yemek için dışarı çıktığımızda epey dolaştıktan sonra klasik, turistik olmayan bir yunan restoranında yemeğimizi yedik. ( :-) Cacık,sarma,çoban salata, mucver, musakka) Bunlardan musakka sadece bizim bildiğimiz gibi değil patlicanli patatesli lazanya gibi yapılıyor. Yeni şehirde oldukça şık mağazalar ve restoranlar var. İstediğiniz bir tanesini seçebilirsiniz. Sabah olunca eski şehri dolaşmaya çıktık. Burası çok güzel bir kale kompleksi. Oldukca büyük ve çok orjinal hediyelikler alınabiliyor. Epey bir alışveriş yapıp sokaklar kaybolduk. Dar sokaklar fotograf çekmek için çok uygun.

Rodos
Plaj şehrin üst kısmındaki ucgende yer alıyor. Bodrum dan sonra doğal olarak bize suyu sıcak geldi. Akşam yemeğimizi Alexis 4 Seasons restoran da yedik. Biz lobster menü seçtik. İki kişilik menü için şarap hariç 106€ ödeniyor. Yemekler lezzetli ve doyurucuydu.
Grand Master'ın sarayı

Şovalyeler  Sokağı - Rodos

Rodos denize girmek için güzel bir yer


        Ertesi gün sabahtan otobüs ile Lindos'a geçtik. Kasaba meydanında ben Village Cafe'ye oturup çantaları bekledim. Cenk ise akrapole tırmandı. Öğle yemeğimizi burada gecistirip (Yine de yediklerimiz lezzetli idi) otelimize doğru yola çıktık. Bu kadar yorulduktan sonra bir gün dinlenmeyi hak ettigimizi düşündüğümüzden Lindos'a 2-3 km uzaktaki Aquagrand otelinde kaldık.  Burada denize girip biraz keyif yaptıktan sonra ver elini tekrardan Lindos. Akşam yemeğimizi bütün gezi kitaplarının önerdiği Mavrokis de yedik. Bir sürü ödül alan restoran hemen Lindos merkezde taksi durağının yanında. Restoran tüm aldığı ödülleri hakettiğini bize de kanıtladı. Özellikle kalamar dolmasını görünce bizdeki kalamarlarin cüce olduklarını düşündüm.Oradan ful doymuş olarak ayrılıp otele döndük.

Lindos Akrapol

Lindos

Lindos akrapolün uzaktan görünüşü


       Ertesi sabah kahvaltıdan sonra ver elini tekrardan Rodos. Bu sefer bir gyros yiyelim dedik. Turistik eski şehirde bir yere oturduk. Bir sefer daha gördük ki mümkün olduğunca turistik yerlerden uzak durmak gerekiyor. Berbattı. Son alışverişlerimizi yapıp limana doğru yollandik. Geldigimizin 2 katı eşya ile geri döndük.

       Sonuç olarak bence 3 gece Rodos'da kalıp bunun bir gününü Simi'ye günü birlik gezi ile geçirmek uygun gözüküyor. Ayrıca Lindos da kalmaya da gerek yok. Yarım günlük bir gezi ile yemek yeterli olacaktır. rodos görülmesi gereken bir yer. Bu kadar güzel korunmuş bir kale şehir az bulunur.