6 Eylül 2018 Perşembe

Ürdün

   Yıllardır Ürdün'e gidip Petra'yı görmek en büyük hayallerimdendi. Ancak bu çeşitli sebeplerle bir türlü mümkün olmadı. Kah tur şirketi 2 gün kala geziyi iptal etti, kah yeterli sayıya ulaşılamadı. Sonuç olarak bir türlü gidemedik. Çünkü Ürdün ya da genel olarak Orta Doğu pek tercih edilen bir destinasyon değildi. Biz de dünyanın bütün her yerine kendi başımıza gidebilsek de nedense arap ülkelerine gitmeye kazıklanacağız korkusuyla bir türlü cesaret edemiyorduk. Şu an düşünüyorum da iyi ki de gitmemişiz. Bu sene Nisan ayında en sonunda gitmeyi başardık. Başka Türlü Macera ekibi ile inanılmaz keyifli bir Ürdün seyahati gerçekleştirdik. Daha önceden de onlarla Sri Lanka'ya gittiğimizden dolayı çok rahattık.

   Orada bizi Mahir Bey karşıladı. Mahir Bey üniversite öğrenimini Türkiye'de Jeoloji Mühendisliğinde gerçekleştirmiş, oldukça düzgün Türkçe konuşan 60 larında bir beycağız. İnanılmaz bir Ürdün milliyetçisi diyebilirim ki neden olmasın.

   İlk durağımız Hiristiyanlarca kutsal kabul edilen Bethany'deki Şeria nehri. Burası Hz. İsa'nın vaftiz edildiği yer olarak biliniyor. Çok küçük bir nehir Şeria Nehri. Esas ilginç olan da bir kıyısının Ürdün'de bir kıyısının İsrailde olması. Ürdün tarafının toprak, korumasız vb. olmasına karşın İsrail tarafı bildiğiniz ya da tahmin edeceğiniz gibiydi. Düzenli, tertipli, bol askerli ve kalabalık. En komiği sınır çizgisiydi. Hani yazın çocuklar denizde çok uzaklaşmasın diye belli bir uzaklığı plastik dubalar döşerler ya. İşte onlar sınır çizgisini oluşturuyor.









 Sırada Lut Gölü ya da diğer adı ile Ölüdeniz idi. Bana sorarsanız hiç bir özelliği yok. Ama siz yine de bana sormayın :) Sonuç olarak gölün içinde asılı bir şekilde kalmak, dönmenin bile zor olması epey garip bir deneyimdi. Haaa bu arada dikkat edin sakın gözünüze yanlışlıkla su filan kaçırmayın fena yakıyor. Diğer teknik detayları(deniz seviyesinin altında olması, tuzluluk oranı, şifalı çamurunu filan da bir zahmet googlelayıverin) 



Göl üstünde kitap okuyanların olduğu binlerce fotoğraf nasıl olsa bulursunuz :)

   

21 Ağustos 2014 Perşembe

St. Petersburg


St.Petersburg


Bu sefer kendi başımıza değil annelerimiz de alıp hemen komşumuz Rusya'ya gidelim dedik. Kiril alfebesini anlayamayacağımızdan korkarak tur şirketi ile gitmeyi tercih ettik. Kamp Ateşi Turizm ile gittik. Odukça da memnun kaldık. Bu tur şirketinin en önemli özelliği hiç bir ekstra tur olmaması.

İlk gün Thy uçağı ile St Petersburg'a vardık. Otelimize geçtikten sonra otobüsle şöyle bir şehri turladık. Çok güzel bir şehir. 

İlk gezdiğimiz yerlerden bir tanesi Tatar Camisi idi. Bu cami yeni değil, 1. Petro zamanında yapılmış bir cami. O zaman St. Petersburg'da yaşayan müslümanlar Tatarlarmış. Onlar için bu cami yapılmış. Özellikle mavi çinileri çok güzel. Burada müslümanlar oldukça katı. Bildiğiniz sarıklı takkeli kişiler. Caminin bekçisi müslüman olmayanları gezmek için içeri bile almıyormuş. 

Tatar Camii Duvarı

Kubbe

Tatar Cami

St. Petersburg şehri 1. Petro tarafından İsveç savaşından sonra Baltık denizi kıyılarını aldıktan sonra denize açılan bir şehir olması için kurulmuş.
Rehberimizin anlattığına göre herkes 1. Petro'ya Büyük Petro, Muhteşem Petro  derken sadece Osmanlılar Deli Petro demişler. Herhalde Çılgın Petro anlamında söylemişlerdir.
Petro çar olduktan sonra 4 yıl boyunca Avrupa'ya gitmiş ve burada bir işçi gibi yaşamış, çeşitli meslekler öğrenmiştir. Sonra ülkeye gelmiş ve bataklık olan St Petersburg şehrini kurmuştur.
St. Petersburg yaklaşık 300 yıllık bir şehir. Petro şehir ile ilgili şeylerle tek tek ilgilenmiş. Örneğin bir kilise yaptırmak istiyormuş ancak İtalyan mimar Rusya gibi ilkel bir ülkeye gelmek istememiş. Petro üşenmemiş gemiye atladığı gibi İtalya'ya kadar gitmiş. Mimarı yemeğe gemiye çağırmış ve sarhoş edip hiç durmadan St. Petersburg'a kadar gelmiş. Zavallı adam kiliseyi inşa etmek zorunda kalmış. Ancak mimar daha sonra da İtalya'ya geri dönmemiş. Burada evlenmiş, mutlu olmuş ve burada ölmüş.




Bu arada 1. Katerina'dan da bahsedelim. 1. katerina esas olarak Letonyalı Marta isimli katolik bir çamaşırcının kızı imiş. Bir asker Marta'ya tutulmuş ve daha sonra göreve gitmiş. Giderken Marta da birlikte. Orada bir subay kızı beğenmiş, Marta askeri terketmiş, daha sonra bir general, sonra bir kont, sonra da bizim Petro. Sadec Petro ile evlenmiş ve dinini ve ismini değiştirip Katerina olmuş. İnsan çok güzel bir kadın bekliyor değil mi? Kararı aşağıdaki resme bakarak kendiniz verin artık. Eh o zamanki ressamların olduğundan güzel çizdiğini de hesaba katmak lazım tabii ki.

1. Katerina

Akşam yemeğimiz için bir gürcü restoranını tercih ettik. Adı Cafe Baje. Bu eski şehirde 10 masalı bir yer Garsonumuz gürcü idi. Daha önce İstanbul'da çalıştığı için az biraz Türkçe biliyordu. Yemekler oldukça güzeldi. Porsiyonlar çok büyük değildi. Yemekler bizim yemeklerimize yakın. 






Bir de en önemli çariçeden bahsetmek lazım II. Katerina ya da Muhteşem Katerina. Katerina 18 yaşında iken Petronun torunu Peter ile evlendi. Bu hiç bir zaman mutlu bir evlilik olmadı. Katerina kurduğu bir komplo ile kocasını tahttan indirip öldürdü ve oğlunu da bir şekilde egale edip hatta hapis hayatı yaşatıp 34 yıl boyunca Rusya'yı çok başarılı bir şekilde yönetti. İlk Osmanlı zaferi Bu dönemde kazanılmıştır. Yaklaşık 518.000 kilometrekarelik bir alan Rusya topraklarına katılmıştır. Aynı zamanda kendini bir aydın olarak gören Katerina Avrupa'dan aldığı 250 tabloyu sergilemek üzere Hermitage müzesini kurmuştur. Aynı zamanda özel yaşamının renkliliği ile tanınan Katerina'nın bilinen 24 kadar sevgilisi olmuştur. Sevgililerine verdiği hediyeler dillere destandır. Her sevgilisine bir saray ve paha biçilemez hediyeler verirmiş. Bu arada da Rusya sanat, bilim ve diplomasi alanında büyük ilerlemeler kaydetmiş. 

II. Katerina

Hermitage Müzesine gelirsek burası Louvre'dan bile büyük bir müze. Ancak tur ile birlikte gezdiğimiz için sadece 3 saat içerisinde ne kadar gezebilirsek işte... Size tavsiyem en azından tüm gününüzü buraya ayırmanız.










Dökülen kanlar klisesi olarakta bilinir. Çar Aleksander II anısına yapılmıştır ve mozaik dekorasyonu ile ünlüdür.Halk arasında “Kanlı Kilise” olarak da adlandırılır.  Çar II. Alexander’ın 1881’de uğradığı suikastle ölümcül yara aldığı yere yapılmış olmasından dolayı bu isimle anılmaya başlamıştır.5 kubbeli olan kilisenin, 81 metre yüksekliğindeki en yüksek kubbe suikastin gerçekleştiği yılı temsil ederken, 67 metre uzunluğundaki ikinci kubbe çarın öldüğü zamanki yaşını ifade eder. Dış cephesinde farklı renkteki mozaikler, iç mekanda tamamıyla mozaik ve mine işçiliğinin kullanıldığı ve mermer oymaların muhteşem olduğu kilise ziyaretçilerilerin oldukça ilgisini çeken mekanlardan biridir. 





Burada yapılması gerekenlerden bir tanesi de kanal turu. Kanal turu ile kanallar arasında dolanıp Neva nehrine çıkıyorsunuz.  Neva nehri su kapasitesi olarak çok güçlü. Biri üşenmemiş hesaplamış. Eğer hiç su kaynağı kalmasa Neva nehrinin suyu 80 sene yetermiş. Kışın bu nehrin suları donarmış. O mevsim de görmek lazım :))

St Petersburg tam bir kültür şehri. Şehir üniversiteler, tiyatrolar, baleler ve operalarla dolu. Rus sanatını incelemek isterseniz Rusya Müzesi görülmesi gereken müzelerden.












Muhakkak ama muhakkak gitmek gereken yerlerden biri de yazlık saray olan Peterhof Sarayı. Versailles'a benzetilen saray Versailles'dan güzel. St Petersburg'dan 30 km uzakta bulunan saray araba ile 45 dakika sürüyor. Ayrıca Kışlık Saray'ın önünden de deniz otobüsleri ile gidebilirsiniz. Gerçekten görmek lazım. Özellikle Samson ve Aslan heykeli çok güzel. İsveç savaşında Petro'nun zaferini anlatan heykel ve diğer heykeller göz kamaştırıyor. Ayrıca 150 civarında fiskıye var. Bu fıskıyeler herhangi bir pompa ile çalışmıyor. Birleşik kaplar prensibi ile çalışıyor. 











Hızlı bir yemek için Tepemok'u tercih edebilirsiniz. Cafe için ise Cafe Singer güzel bir seçenek.











14 Mayıs 2014 Çarşamba

Yeniden İtalya


İtalya





Italya hakkında çok bir şey anlatmata gerek yok.  Sizle sadece fotoğrafları paylaşacağım.  Eğer bir sorunuz olursa yorumlardan ulaşabilirsiniz.

Bologna:

Bologna'da domatesler :)
Kilisenin arka bahçesi'nde papazın bostanı :)
San Petronio bazilikası
Verona







Venedik







 Milano







Lago Maggiore







Lago Como